Küresel jeopolitik gelişmeler Türkiye ekonomisinin görünümünü etkiliyor

Orta Doğu’da yaşanan gerilim ve askeri hareketlilik küresel piyasalarda risk algısını artırırken, Türkiye ekonomisinin de bu gelişmelerden etkilenebileceği değerlendiriliyor. Uluslararası analizlerde, jeopolitik risklerin enerji fiyatları ve finansal akımlar üzerinden Türkiye ekonomisine yansıyabileceği belirtiliyor. Özellikle enerji piyasalarında yaşanabilecek fiyat dalgalanmalarının, enerji ithalatına bağımlı ülkeler açısından makroekonomik dengeleri etkileyebileceği ifade ediliyor.
Enerji fiyatlarındaki yükseliş özellikle enflasyon üzerinde yeni baskılar oluşturabilir. Türkiye’nin enerji ithalatına bağımlı yapısı bu riski daha belirgin hale getirirken, petrol ve doğalgaz fiyatlarında yaşanabilecek artışların üretim ve ulaştırma maliyetleri üzerinden fiyatlara yansıyabileceği değerlendiriliyor. Analistler enerji maliyetlerindeki artışın enflasyon beklentilerini yeniden şekillendirdiğini ifade ediyor.
Bu nedenle yıl sonu enflasyon tahminlerinin yukarı yönlü güncellendiği belirtiliyor. Yeni tahminlere göre enflasyonun yıl sonunda yüzde 25 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Enerji fiyatlarının seyri ve küresel piyasalardaki gelişmelerin enflasyon görünümü üzerinde belirleyici olabileceği vurgulanıyor.
Para politikasına ilişkin beklentiler de raporda ele alındı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın mart ayında politika faizini sabit tutması öngörülüyor. Faiz indirimlerinin ise yılın ilerleyen aylarında kademeli olarak başlaması bekleniyor. Analistler politika faizinin yıl sonunda yüzde 30 seviyesine gerileyebileceğini tahmin ediyor. Ancak küresel piyasalardaki gelişmeler ve enflasyon görünümü bu sürecin hızını etkileyebilir.
Enerji fiyatlarındaki artış cari işlemler dengesi üzerinde de baskı yaratabilir. Petrol fiyatlarının yükselmesi enerji ithalat faturasını artırarak dış ticaret dengesini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle cari açık tahminlerinin yukarı yönlü güncellendiği ifade ediliyor. Yeni beklentilere göre 2026 yılı cari açığının yaklaşık 32 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmesi öngörülüyor.
Öte yandan küresel risk iştahındaki düşüşün gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarını sınırlayabileceği belirtiliyor. Uzmanlar jeopolitik risklerin yüksek seyretmesi halinde finansal piyasalarda oynaklığın artabileceğine ve portföy yatırımlarında dalgalanmalar yaşanabileceğine dikkat çekiyor.


