Savaş Tedarik Zincirlerini Vuruyor: Sanayide Maliyet Artışları Sürecek

İran savaşının tedarik zincirlerini altüst etmesinin ardından dünya genelinde sanayiciler arz yönlü şoklarla karşı karşıya kaldı. Avrupa’da bazı kimya şirketleri enerji maliyetlerindeki yükseliş, zayıf talep ve daha rekabetçi Çinli üreticiler nedeniyle tesislerini kapatma noktasına geldi. Asya’daki üreticiler ise Ortadoğu’dan petrol sevkiyatındaki aksamalar nedeniyle plastik krizi yaşıyor. Hürmüz Boğazı’nın kapalı olması helyum arzını kesintiye uğratarak küresel çip üretimini riske sokarken, alüminyum fiyatlarındaki artış otomobilden beyaz eşyaya ve içecek kutularına kadar birçok üründe maliyet baskısı yaratmayı sürdürüyor.
Sanayi girdilerinde savaş kaynaklı yaşanan bu sorunlar, yurtiçindeki sanayi üretiminde de maliyet baskısını artırdı. Sanayicilerin verdiği bilgilere göre petrol fiyatlarındaki yükseliş, yalnızca plastik ve ambalaj sektöründeki maliyetleri savaşın ilk ayında yüzde 60 artırdı. Bu oran daha sonra yüzde 90’ı aştığında vatandaşlar günlük tükettiği ürünlerin ambalaj fiyatlarında yüzde 30’u aşan artışla karşılaştı. Hürmüz krizinin gübreyi etkilemesi ise yurtiçinde sebze ve meyve fiyatlarını yüzde 20-30 aralığında yükseltti.
İTHALAT İÇİN ÜLKE ARAYIŞI
Ostim Sanayici ve İşinsanları Derneği Başkanı Esat Hisarcıklılar, Ortadoğu’daki savaş nedeniyle birçok emtia fiyatının yalnızca 10-15 gün içinde iki katına çıktığını, ardından ise bulunamaz hale geldiğini belirtti. “Özellikle plastik konusunda Türkiye, Avrupa’da ikinci büyük üretici ve önemli ihracat geliri sağlayan ülke konumunda” diyen Hisarcıklılar, “Bu süreçte birçok firma hammadde tedarikindeki sıkıntı nedeniyle üretimi durdurmak zorunda kaldı” şeklinde konuştu. Plastik hammaddesindeki sıkıntıların gıdadan sağlığa ve otomotive kadar birçok yan sektöre etki ettiğini vurgulayan Hisarcıklılar, sanayicilerin en büyük sorunlarından birinin İran ve Körfez ülkelerinden yapılan ithalatı başka ülkeler üzerinden sağlamaya çalışmak olduğunu ifade etti.
İç Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu Başkanı Süleyman Ekinci ise İran savaşının Türk imalat sanayisini özellikle gübre, plastik ambalaj ve metal ürünlerinde ciddi şekilde etkilediğini, alüminyum fiyatlarının yüzde 30, navlun maliyetlerinin ise yüzde 50-60 arttığını aktardı. Türkiye’nin hammadde ithalatçısı bir ülke olmasından dolayı girdilerin savaş öncesinde de yüksek seviyelerde bulunduğunu hatırlatan Ekinci, savaşla birlikte petrole bağlı ürünlerde belirgin fiyat artışları yaşandığını ve bunun tüketiciye yansıtılmak durumunda kalındığını söyledi. Ekinci, gübre arzındaki sorunların iç piyasada yaş sebze ve meyve fiyatlarını yüzde 20-30 aralığında artırdığını, ürün ambalajları, karton sanayi ve cam ürünlerinde de savaşa bağlı fiyat artışları meydana geldiğini belirtti. Firmaların öncelikle stoklarını eritmeye yöneldiğini ve iç piyasaya döndüğünü kaydeden Ekinci, girdilerdeki artışın nihai ürüne yansımalarının ilerleyen aylarda devam edeceğini vurguladı.
‘FİYAT ARTIŞLARI SÜRER’ BEKLENTİSİ
Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Ayhan Zeytinoğlu da sanayi girdilerindeki arz sıkıntısının bölgelerine yansımadığını, ancak yaşanan fiyat artışlarının maliyetleri yukarı çektiğini ifade etti. Körfez ülkelerine yapılan ihracatın Hürmüz Boğazı’nın kapalı olması nedeniyle yapılamadığını belirten Zeytinoğlu, durumun dönemsel olduğunu değerlendirdiklerini söyledi. Maliyet artışlarının nihai ürüne aynı oranlarda yansıyacağını kaydeden Zeytinoğlu, fiyatların kısa vadede yansıtılamasa da orta vadede yansıtılacağını belirtti.
GÜBRE KRİZİ BÜYÜYOR HÜRMÜZ
Boğazı’nın kapalı olması nedeniyle gübre arzında yaşanan sorunlar yeni bir boyuta ulaştı. İran savaşının kükürt arzını kısıtlaması üzerine gübre üreticileri üretimlerini kısmaya başladı. Savaş öncesinde dünya kükürt ticaretinin yaklaşık yüzde 50’sinin Hürmüz’den geçtiği belirtilirken, bir yıl önce ton başına 150-180 dolar arasında işlem gören kükürt fiyatlarının ton başına 850-900 dolara kadar yükseldiği, bazı teslimat fiyatlarının ise 1.000 dolara yaklaştığı ifade edildi. Savaş öncesinde de fosfat piyasasının diğer sektörlerde kükürte artan talep nedeniyle kısıtlı olduğu belirtilirken, gelinen noktada gübrede hem üretimin hem ihracatın azaldığı ve gübrenin içindeki kükürt miktarının gerilediği vurgulandı. Bu durum, gübrelerin besin değerinin azalması ve üretilen gıdanın kalitesinin düşmesi anlamına geliyor.


